English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

ÜRGÜP HALILARI

ÜRGÜP HALILARI

Yazan: Mustafa Kaya
Ağustos 2008

         
O kadar çok zaman oldu ki kaybolalı… Halı ile yakından ilgilenmeyenler “Ürgüp Halısı da var mıymış” diyebilir. Ama ben o günleri sayfalarca yazabilirim. Dere Mahalle’de Ümmüs Teyzenin halı manileri yakış ve söyleyişini, annemin atkı atmaktan eğrilmiş sırça parmaklarını, ablamın sırtının kamburunu, yoksul komşunun kızlarıyla iki ayda dokuduğu halıyı tam kesileceği gün kocasının kumarda üttürüşünün mahalleyi kedere boğan ve bir ilkokul çocuğu olarak benim isyancılığımın mayasını oluşturan bu berbat olayı…

“Halı işi deli işi, kilim işi kimin işi”  atasözünde de vurgulandığı gibi safi bir emek olan bu çok değerli el sanatımızın çok eski dönemlerden beri bir ihraç ürünü oluşu bilinmektedir. Atalarımızın göçebe hayvancılık ve tarla tarımı döneminde, gerekse yerleşik yaşamlarında kış mevsimini değerlendirmede en önemli aracı olmuştur. Yer sergisi, yastık, haşa, kaşıklık, minder, dama oynama zemini, heybe, torba gibi çok fazla alanda işe yarayan, dayanıklı ve kullanışlı bir eşya olması günümüze dek ulaşan öneminin ve çekiciliğinin nedeni olmalıdır… (Tabii elektrik süpürgesinin beş yılda eskittiği günümüzü kastetmiyoruz)
Üzerindeki motiflerin uğur, sihir ve boy damgaları gibi önemli anlamlarının olması da özellikle Batı Uygarlıklarının süregelen ilgisini temin etmiştir. Renklerdeki uyumun etkileyiciliğiyle dünya müzelerinin en çok tercih ettiği eşyalar arasındadır. Kapadokya’da da birçok halı mağazası olması ve buralarda onlarca kişinin istihdamı, turizm olgusunda en yüksek ekonomik girdiyi temin etmektedir. En çok rağbet edilen el sanatları ürünü halı, kilim, sumak, cicim ve zilidir.
En eski halının Güney Sibirya’da Pazırık’ta bulunması (İ.Ö 5-3. yüzyıl) ve Doğu Türkistan’da Lop Gölü’nün kıyısında Loulan’da da olması, halıyı, büyük bir olasılıkla Türklerin icadettiğine yorumlanmaktadır. [1 ve 2]

Halı bölgesi Kapadokya  
Kayseri, Bünyan, Yahyalı, Aksaray Taşpınar, Ortaköy Arısaman, Kırşehir, Avanos ve Niğde’nin kendilerine özgü halıları olduğu göz önüne alındığında Ürgüp’e özgü bir halı modeli olmaması düşünülemez… Eski ulaşım olanakları tüm alanlarda kapalı havzalar oluşturmuştur. Örneğin Avanos halısının ana modelinin Ürgüp’e gelmemesi, büyük bir ihtimalle Kızılırmak üzerine köprünün 1910’da yapılmasından olmalı. Ama özellikle Kayseri etkisi, ancak yoğun ilişkilerle açıklanabilir.
Ürgüp çarşısında oldukça fazla olan uzmanlaşmış halıcılar, Taşpınar, Yahyalı, Niğde, Kırşehir, Arısaman gibi yakın çevrenin halılarıyla, Ürgüp halılarını ilk görüşte ayırabilmektedirler. Bünyan ve Kayseri etkileri olmakla birlikte ve özellikle 1950 öncesi eski Ürgüp halılarında tam anlamıyla bir özgünlük vardır.
Öyle sanıyorum ki en eski, Ürgüp’ün asıl özgün halı motifi Kayseri Güpgüpoğlu Konağı Müzesi’ndeki 210x117 cm boyutundaki sergilenen halıdır. Bu halının motifi Ürgüp’te Halıcı Mehmet Toker’de bulanan halıdan bir miktar daha önce de olsa bu iki halının motif inceliği ve renk dokusu birbirini çağrıştırmaktadır.  Renklerde de kırmızı ve sarının ağırlığı, motif kıvrım ve şekillerinin benzerliği belki de özgün Ürgüp halısının bunlar olduğunu belirler. M. Toker kendi koleksiyonundaki bu halının Rumlar’dan kalma olduğunu belirtmiştir. Ama Güpgüpoğlu Konağı Ürgüp halısında böyle bir not yoktur,  sumaklarda gördüğümüz gibi canlı şekillerin stilizeleri mevcuttur. Ürgüp Rumlarında ip boyama ustaları olması Ürgüp’ün Hıristiyan Ortodokslarının da yoğun olarak halı ile ilgilendiklerini gösterir. Yunanistan’ın Selanik kentindeki Ürgüp Kültür Derneği ve Müzesi’ndeki seccade boyutundaki halının ise kenar ve elmalısı tam bir Ürgüp; ortası ise Kırşehir etkisi gösterir.
1941’de Ürgüp halılarının incelik (tüy kalınlığı) ve motif bakımından bir dünya veya Türkiye derecesi aldığını çocukluğumda duymuşsam da herhangi bir yazılı delil bulamadım. [3]
Ürgüp’te 1975’lere dek süren halı dokumacılığı, bu yıllardan sonra turizmin gelişmesiyle dışarıdan daha ucuza halılar gelince terk edildi. Kilim, cicim ve zili dokuma teknikleri ise daha erken terkedilmiştir. 1905 Konya vilayet salnamesine göre nüfusu Ürgüp’e göre 5 bin kişi daha fazla olan Nevşehir’de 250 tezgah, 10 bin nüfuslu Ürgüp’te ise 300 tezgah olması, kaba bir hesapla her beş evden birinde tezgah olduğunu gösterir. Bu sayı Cumhuriyetin ilk yıllarında daha da artmıştır. Ürgüp’ün kaya odalarında ve yeraltı odalarının hemen hepsinde ‘Cufalık (Çuhalık) Çukuru’olması İpek Yolu vasıtasıyla “Şile bezi” ihracının önemli olduğunu belirtir. Bazı kaya odalarda halı tezgahı ayağının konduğu çukurlar da görülmektedir. İpek Yolu vasıtasıyla halı da ihraç edilmiş olmalı…

Halı psikolojisi
1957’de babamın 4 bin lira borç bırakarak ölmesi üzerine annemle ablamın halı dokuyarak o borcu ödemek için gösterdiği gayret ve sabrı; Belediye Başkanı Ali Baran Numanoğlu’nun  1960 nisanında Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı karşılamak için Ürgüp Belediyesi merdivenlerinden Turasan Şarap Fabrikası’na kadar serdirdiği  halılarla karşılaştırarak, insan emeğinin değerinin zamanla değersizleşeceğini düşünmüştüm. Süreçte hem insan hem de emeğin değeri zayıfladığı gibi, halı kilim gibi zor ve sabır isteyen işlerden de nefret edildi.
Birçok manimizde geçtiği üzere halı dokumanın ilk özelliği sabırdır. Günde 5 cm ilerleyerek iğne ile kuyu kazmanın örneğini sunar her biri. Daha evlenmemiş kızlarımızın sırtları kamburlaşır. Sofaların loş havasında ayda bir halı yetiştireceğim diye benizleri sarıdır. Bazen tokmakçı gelmez, alır eline taşı vurur kamasına tezgahın; bazen anahtarı alır çevirir burguyu, saptırır belini. Halıcıbaşı denetime gelir, basar fırçayı sıra ilerlememiş diye, ücreti keser…
O sırça parmakların atkı atmaktan eğrilip aşındığı, işaret parmağı birinci boğumunun kemik ve derisinin yamulup inceldiği iple bütünleşmiş parmaklar günümüzde artık nazikleşmiş, atkıların, ilmeklerin aşıladığı sabır kavramı da halı sanatının kalkması ile yavaş yavaş silinmiştir. Eşlerin boşanmaları hızlandı dikkat ederseniz. Tabii üretim yerine tüketim tercih edildi. Halı gibi zahmetli işler kalktı; sabrı, tahammülü oluşturan mekanizmalar yok oldu. Halı oturaklarındaki ah çekmeler, mani yakmalar, türkü tutturmalar, türkü yakmalar yok… Bunlar insanımızın boşalma, teselli vasıtalarıydı. TV’de hazır türkü çoook… Taklitçilik kolay, yaratıcılık zor…
Kalın kenarın, başlama bölümündeki gibi göbeğin bitişi ile uyumu ise çok önemli bir handikaptı. Sanırım ki tüm halının modele baştan çizilmesi ile çözümlenebilirdi ama, model çizimi için çok az kişi becerikliydi. Kalın kenarın tutmaması, hele çok belirginse halının satışında değer düşüşüne neden olurdu.
Bu gibi acıların ölümsüz kılındığı halı manileri hep hüzünlüdür. Rahmetli annemden derlediğim birçok halı manilerini umarım ki gelecek sayılarımızda okuyucularımıza sunabileceğim. Şimdilik bir Ürgüp ve bir İncesu’dan iki mani ile yetinelim.

Evim kaya altında     
Kendim halı başında    
Olmaz olsun bu halı    
Nerden çıktı karşıma (Ürgüp manisi)      
Vargeli basarken belim büküldü
Kınalı parmaktan kanlar döküldü
Verem oldum ciğerlerim söküldü
Bize zulüm oldu gavur halısı
Verem oldu genç kızların yarısı  (İncesu manisi) [4]

Ürgüp halılarının çeşitleri
Derleyebildiğim Ürgüp halı modelleri ya da ‘Ürgüp’te dokunan halı modelleri’nin isimleri şunlardır: Yılan bahçesi (yılan bahçeli-yılanlı bahçe), yedidağ çiçeği, tepsili, karyolalı (karyola demiri), kubalı, kisle (kilise) kapısı, banka kapısı (kılçıklı, saatli, başaklı, acem, nar çiçeği), Horasanlı (Horasanî), empirme, beştürlü (kareli, dört türlü, kedi basmaz), deve tabanı, takım çiçek, dersin göbeği (‘Dersim’ olabilir), zambaklı, sarmaşıklı, güneşli, mihraplı, kızlı, üç toplu, kollu göbekî, kurbağalı, bademli, şirvan, cüzdanlı, güllü, laleli, gözyaşı, arslanlı, canlı şekiller (Atatürk, İsmet İnönü, arslan, bozkurt, peribacası vb).
Yukardaki halı modellerimizden 13-20 arasındaki 8 çeşidin adını Ortahisar’da Antikacı Ali Saçlı’nın eşi Fatma Saçlı (1956-Hocasekisi Mah.) ile Haziran 2006 tarihindeki  görüşmemizde not almışım. Bunlardan birçoğunun Ürgüp merkezinde adının geçmeyişi, bağı bahçesi birbiri ile iç içe geçmiş yerleşimlerde dahi motif çeşitlerinin nasıl değiştiğini gösteriyor. Ürgüp halılarının Kayseri, Bünyan ve İstanbul halıları gibi ince motifleri oluşu ve yörük motiflerinin avam kabul edilişi büyük kentlerle iletişimini göstermektedir. Türklerde ve Rumlarda Ürgüp, Mustafapaşa, Kaymaklı, Nevşehir, Nar gibi yerleşimlerde her ailenin İstanbul’da çalışan bir yakınının olması bu ilişkileri açıklamaya yeterli bir delildir.
17-20 arası dışındaki motiflerin isimlerini ise, çok halı dokuyan hemşehrilerimizden, Hatice Ova (Doğ.: 1930  Bedir  Mah., evliliği: Yenicami Mah.), Hatice Kaya (Doğ.: 1941 Ürgüp Dere Mah.) ve Münevver Bağcı (Doğ.: 1928. Kızlık soyadı Kürkçü ve Süphanverdi Mah. evliliği: Dere Mah.)  bildirmişlerdir.
Halıcı Murat Güzelgöz, Ürgüp halılarını ‘naturel’ ve diğerleri olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Naturel olanlar koyunun beyaz ve kahverengi tüylerindeki renk tonlarının farklılığından yararlanarak hiç boyanmadan dokunanlardır. Mustafa Halıcı isimli dükkandaki Arslanlı Halı ve M. Güzelgöz koleksiyonundaki bir naturel halı Büyük Mübadele’den (1924) önceye aittir. Baklava dilimi şeklinde dokunan naturel ‘beş türlü’ modeli ise 1955’lerden sonra üretilmiştir. İlginç ve başarılı işler de Ürgüp’te genç kızlar tarafından hemen halıya, peşkire motif olarak geçirilmekteydi. Atatürk, İsmet İnönü, Ürgüp Ziraat Bankası’nın başak süslemeli demir kapısı ve merdivenleri, Ürgüp Yuannis Kilisesi’nin ön giriş cephesi hemen motif olarak işlenmiştir.[5] 1960’larda turizm olgusu başlayana kadar peribacası halı motifi olarak işlenmemişti. Bu yıllarda önce sandalye minderi olarak üretildi. Çünkü o zamanlar turistler bireysel gelirler ve evlerde halı dokuyan kişileri tezgah başında özellikle ziyaret ederlerdi. Peribacası motifi belki de iyi bir satış beklentisi ile üretilmiş ama tutmamıştır.
Yeni ve önemli yapı vb’ni motife aktarmak, cemaatler arasında ve kişiler arasında da bir rekabet unsuru olmuştur. Burada motif üretimini başarmanın hazzı asıl güdüleyici unsurdur…
Kubalı, Horasanî, kollu göbekî ve şirvan motiflerinin, yeni motifler çıkmadan önce çok çalışılması,  geleneksel motiflerin eskiden daha çok  dokunduğunu belirtebilir. Yılan bahçesi, yedidağ çiçeği, tepsili, empirme, bademli ve gözyaşı  gibi motiflerin ise  Kayseri, Bünyan, İncesu etkisiyle geliştiğini sanıyorum.  Yahyalı gibi Dünya çapında ün yapmış ve gerçekten şaheser halılar üretilmiş motifler, Aksaray Taşpınar ve Avanos motifleri niçin Ürgüp’ü etkilememiştir, incelenmeye değer. Bunlardan sadece kenarı camili seccadenin 1960-1970’li yıllarda Yahyalı’dan Ürgüp’e girdiğini ve hemen de bolca seccade dokunarak camilere, ‘mahal’ olan akraba ve tanıdıklara hediye edildiğini biliyorum.
Ürgüp halılarının diğer bir teknik özelliği de çözgüsünün yün olmayıp, ip yani pamuk oluşu ise belki de nitelikli mera darlığından hayvancılığın gerilemiş olmasıyla açıklanabilir.

Öneriler…
Ürgüp halıları üzerine üniversitelerimizde bir çalışmaya rastlayamamamız önemli bir eksikliktir. Yeni kurulan Nevşehir Üniversitemizden bunu bekleme hakkımız vardır sanıyorum…
Bir halı kilim müzesi de acil gereksinimdir. Çünkü bazı Ürgüp, Avanos vb. halıları her an satılarak yurt dışına gidebilir. Bir kent müzesinde bunlar toplanmalıdır. 1300’lerde İran Şahı’nın Ürgüp Büyük Cami’nin açılışı için hediye ettiği ipek seccade  1940’larda çalınmıştır. Bu ipek halının ortasındaki göbeği, dokuyan kızın kendi saçlarından dokumuş olması nadide bir zenginlikti... 2006 şubatında aynı camiden 69 halı çalınmıştır. Şile Bezi dokumasının çok önemli bir merkezi olduğu halde Ürgüp’te bir tane dahi çuhalık tezgahı bulamazsınız, satılmıştır, yakılmıştır… Sadece örnek seçilen bu iki olay dahi bir halı müzesinin çok önemli olacağını gösterir. Zararın burasından dönebilirsek dahi kârlıyızdır…
İnsan hayaliyle yaşarmış… Kent  müzemizin halı bölümünü geziyoruz: 1932 tarihli bir kitapta Atatürk resmi karelenmiş, halı modeli çıkartmak için… Civil, ellialtılar omuzlarında tokmaklarla tezgahlarını denetliyorlar maketlerde…Ziraat Bankası’nın motiflere girmiş demir bahçe kapısı hurdalıkta bulunmuş ve köşede bu motifle dokunmuş halıların ortasında kubararak ziyaretçilerini izliyor… Kilise kapısı motifli peşkirlerin ortasında, kapının renkli projesinin Selanik’teki Ürgüp Müzesi’nden getirilmiş kopyası… Ürgüp ve yakın çevresinden derlenmiş halı manilerine ayrılmış bir sırma çerçeveli panoda onlarca mani ki okuyanlarını hüzünlendire…
Halı dokumaktan eğilmiş parmakların doğrultulması, kumarda üttürülmüş halıları dokuyan gelinlerimizin öcünün alınması, şekerpare, tokalıoğlu, bitirgen kayısılarının kazandırdığı cilt güzelliğini solduran genç kız benizlerinin aslındaki çekiciliğine kavuşması için, kent veya halı-kilim müzesi için haydi elele…

Halıcılık Sözlüğü
Anakara: Halıda motiflerin döşendiği ara renk, zemin, fon.
Atkı: İnce ve kırmızı ipten her ilmek sırasına atılarak taraklanan ip.
Burgu: Tezgahın dikey bölümünü sıkıştırmak için demirden dişli ve demir somunlu anahtarla halıyı gerdiren araç. 1960’larda burgu girince kama ile sıkıştırma kalktı. İki yanda bulunurdu.
Çözgü: Halı tezgahına dikey olarak sarılan ve üzerine ilmek atılan ip ile o işin yapılması. Çözgü Ürgüp’te genellikle pamuk ipliğindendir. Eskiden yünden imiş.
Elmalı: Halının en dışında 5 cm genişliğindeki kenar çerçeve.
Enli Kenar: Halı, minder ve yastıklarda asıl ortanın veya göbeği çerçeveleyen 3-15 cm enindeki geniş çerçeve.
Halıhane: Genç kızlara, gelinlere halı dokumayı öğretmek için yapılmış bina. Ürgüp’te Şeyhülislam Hayri Efendi Meydanı’nda bahçenin güneybatısındaydı. Sonra sayıları arttı.
İlme, ilmik: Halının hav kısmını oluşturan, yünden boyanmış iplikle atılan düğümler. Bazı halıcılar, dokuyucuları ilmek hesabı ile de çalıştırabilirlerdi. 
İp: Halının çözgüsünü  oluşturan ve ilmeklerin atıldığı pamuktan yapılan iplik.
İplik: Atılan ilmekleri oluşturan renkli ve yün iplikler. 
Kirtik: Kalın kenar ve elmalıyı ayıran 1 cm kalınlığındaki çerçeve.
Kama: Burgu keşfedilmeden önce,  çözgüyü germek için iki yana  çakılan üçgen kesitli ağaç araçlar. Halıcılar, kama çakmak için elinde tokmakla gezerlerdi önceleri…
Kırçınlı : Koyu gri renk.
Mastar: Çözgünün çevresini sardığı 4x2 cm kesitli ağaç çıta.
Örken: Kolan. Bazen halı olarak da dokunur. Genellikle okağa gerilen basit bir tezgahla  dokunurdu.
Sıra: Çözgüye, iple atılan düğümlerin bir sırası.
Tezgah: Halının çözülüp, dokunduğu ahşap araç. Başlıca dört parçadan oluşur. Vargel, mastar, kama gibi parçaları vardır.
Vargel: Çözgüde, atkı ve ilmeği atarken, çözgüyü ayırmak için kullanılan yuvarlak hareketli ağaçtır. Çözgünün üst bölümünde bulunur.

KAYNAKLAR
[1 ve 2]: Pazırık, Altaylardan Bir Halının Öyküsü. E.Fuat TEKÇE. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara-1993  305 sayfa.
Ana Britannica Ansk. Cilt; 10. Ana Yayıncılık. İstanbul 1987.  “Halı” Maddesi.
[3] : Vehbi TÜLEK. Sözlü kaynak .1953-1956 Ürgüp Ziraat Teknisyeni.
[4] : Dünden Bugüne İncesu - M.Sarı / O.Karababa . İncesu  Belediyesi Yayınları -2005, sayfa; 187.
[5] : Ürgüp Dergisi. Bir Motifin Peşinde, Mustafa Kaya. Sayı:32 Tem-Ara.2002. Sayfa; 31-32

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 7480 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-23

Gallery Yunak Aslanlı
Gallery Yunak Aslanlı
Gallery Yunak Tepsili
Gallery Yunak Tepsili
Gallery Yunak Mihraplı
Gallery Yunak Mihraplı
Le Bazaar de Orient 
Kilise Kapısı
Le Bazaar de Orient Kilise Kapısı
Le Bazaar de Orient 
Hayat Ağacı
Le Bazaar de Orient Hayat Ağacı
Le Bazaar de Orient 
Horasan
Le Bazaar de Orient Horasan


Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 25941193 ziyaretçi
Bugün : 13179 ziyaretçi
Dün : 18785 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 1.62 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım