English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Kapadokya'da çekilen sinema filmleri sizce bölge tanıtımına ne kadar katkıda bulunuyor?
       
Fazla katkısı yok.
Büyük katkısı var.
Çok büyük katkısı var.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

AVANOS’TA ÇÖMLEKÇİLİK

AVANOS’TA ÇÖMLEKÇİLİK

Yazan: Yavuz İşçen
Mayıs 2010

Tanrı insanı topraktan yarattı, insan ise toprağa şekil verdi. İnsanoğlunun toprakla olan ilişkisi sanırız onun topraktan yaratılmasıyla başlıyor. İnsanın toprağa şekil vermeye başlaması, başlangıçta yaşamsal gereksinimler sonucuydu. Emeğin ve üretimin olduğu yerde sanat ta gelişti; çünkü şekil vermek aslında sanatın başlangıcıdır. Günümüz seramik sanatı basit şekliyle çamurun estetik değerler katılarak biçimlendirilmesi ve pişirilerek sunulması süreçlerini içerir. Eski Yunanlılar şarap içmek için boynuzdan yaptıkları kaplara ‘keramos’ derlerdi. Sonradan boynuzun yerini kilden yapılan pişirilmiş kaplar aldı. Ancak, halk bu kaplara yine keramos demeye devam etti. Yunanca keramos kelimesi dilimize seramik olarak geçmiş ve günümüzde de kullanılmaktadır.

Anadolu’da çömlekçiliğin başlangıcı
Seramik sanatının bir alt birimi olan çömlekçilik, avcı ve göçebe yaşam süren ilkel insanın toprağa yerleşmesi ile bağlantılı olarak gelişti. Çamurun şekillendirilerek kurutulması ve pişirilerek kullanım eşyalarına dönüştürülmesi, çanak-çömlek yapılması, hatta dini bazı semboller ve idoller üretilmesi, aynı zamanda uygarlığın gelişiminin de ilk adımlarıydı. Anadolu’da bu ilk adımlar Neolitik Çağ olarak adlandırılan ve M.Ö. 8000-5500 yılları arasına karşılık gelen dönemde atıldı.
Kendi içinde Erken Neolitik ve Geç Neolitik olarak iki evrede incelenen bu dönemde Anadolu’da önemli yerleşim merkezleri arasında, Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü, Burdur yakınlarındaki Hacılar, Konya yakınlarındaki Çatalhöyük ve Niğde yakınlarındaki Köşk Höyük sayılabilir. İlk çanak-çömlek buluntularımızın bu merkezlerde yapılan kazılar sonrasında ortaya çıkartıldığını söyleyebiliriz.
Anadolu’da Neolitik Çağ’ın ilk evrelerinde çanak-çömlek buluntularına rastlanmamaktadır. Bu dönem ‘Akeramik evre’ olarak tanımlanmaktadır. Çanak-çömlek buluntularına en eski olarak M.Ö. 7000’li yıllarda rastlanmaktadır. İlk örnekler tek renkli kaba yapılı ve basit biçimlidirler. Daha sonra, özellikle M.Ö. 5700 yıllarına tarihlenen Çatalhöyük ve Hacılar buluntuları genellikle kahverengi, siyah ve kırmızı renkli, oval biçimli ince yapılı formlardır. Üzerinde çeşitli geometrik şekiller yapılmış olanları da bulunmaktadır. Bunlar seramik sanatının ilk örnekleri olarak nitelendirilebilir.

Endüstrileşmenin ilk adımı: çömlekçi çarkı
Tezgah adı da verilen çömlekçi çarkı, el ya da ayakla döndürülebilen ve üzerine mil yerleştirilmiş bir tür tekerlektir. Alttaki tekerleğin döndürülmesi, çamurun üzerine koyulduğu tablayı da döndürür. Dönen çamura el ve parmaklarla yapılan baskı onun kolay ve düzgün şekil almasını sağlar. Anadolu’da çömlekçi çarkının kullanımına ilişkin ilk bulgular, Orta Tunç Çağı’na, M.Ö. 2500-2000 yıllarına aittir. Çömlekçi çarkını, endüstrileşmenin ve sanayi devriminin ilk adımı olarak nitelendirebiliriz. Bu anlamda çağının en önemli buluşudur.
Anadolu’nun Hitit öncesi halklarından Hatti, Hurri ve Luvilerin çeşitli beylikler şeklinde örgütlendikleri Orta Tunç Çağı’nda, Yozgat yakınlarındaki Alişar ve Çorum yakınlarındaki Alacahöyük ile Orta ve Güneydoğu Anadolu’da bazı yerleşim birimleri dikkati çekmektedir. Mezopotamya uygarlığı ile yakın ilişki içinde bulunan bu halkların çömlekçi çarkını Anadolu’da ilk kullanan halklar olduğu bilinmektedir. Çanakkale yakınlarındaki Troya II. yapı katında (M.Ö. 2500-2000) bulunan ve çömlekçi çarkı ile yapıldığı saptanan çömlekler ise bu konuda Anadolu’daki ikinci örnekleri oluşturmaktadır.

Avanos’ta çömlekçiliğin tarihi
Avanos eskiden beri çömlekleriyle ün salmıştı. Burada yapılan çömlekler çuvallara koyularak eşek sırtına bağlanır, çevre il ve ilçelerin pazarlarına satılmaya götürülürdü. Bu pazarlama biçimi Osmanlı Devleti döneminde olduğu kadar Cumhuriyet Dönemi’nde de belli bir süre devam etti. Avanos erkeklerinin oluşturdukları uzun kervanlarla, Adana’ya kadar çanak, çömlek ve halı satmaya gittikleri biliniyor. Bu ürünler gidilen yerlerde çoğunlukla takas usulü satılırmış. Çömleği alan çömleğin dolusu kadar ürettiği üründen verirmiş. Geçim bu şekilde sağlanırmış. “Dolusuna bulguruna, pirincine, tuzuna, peynirine” diye çömleklerin pazarlandığını görenler, “Avanızlılar yine geldi” derlermiş. Taşıma sırasında ürkek olduğu için katır tercih edilmezmiş. Yolculuk sırasında kırılanlar ise yol kenarına atılırmış. Gerçekten de zamanla Avanos’u çevredeki diğer merkezlere bağlayan yollar çömlek kırıklarıyla dolmuş. Bu durum 1800-1866 yılları arasında yaşamış olan Kayseri Develi doğumlu halk ozanı Seyrani’nin dizelerinde ölümsüzleşmiştir.

“Arar isen gerçek Meryem oğlunu, elindeki sırığından bellidir.
Kör de bilir Avanos’un yolunu, testi bardak kırığından bellidir.”

Avanos’ta çömlekçiliğin tam olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Genellikle Hititlerden bu yana Avanos’ta çömlek yapıldığından bahsedilmektedir. Oysa bölgede Hititler öncesine tarihlenen höyüklerde yapılan kazılarda yerleşik olarak seramik yapıldığını gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Bugün Avanos ilçesi Sarılar beldesindeki Zank Höyük kazılarında Tunç Çağı’ndan (M.Ö. 3000-1200) başlayarak Klasik Çağ’a (M.Ö. 500-400) kadar çeşitli çanak-çömlek buluntuları elde edilmiştir. Yine Avanos’un Topaklı beldesinde Topaklı Höyük’te yapılan kazılarda, Tunç Çağı’ndan Bizans dönemine kadar sıralanan 24 yapı katında çeşitli seramik parçaları bulunmuştur. Bu bulgular Avanos’ta çömlekçiliğin geçmişinin oldukça eskilere dayandığını göstermektedir. Kızılırmak kenarında yerleşik birçok eski uygarlık gibi Avanos’un da zengin çanak-çömlek buluntusu vermesi son derece doğaldır.
Avanos, kökleri Hitit öncesi dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Metinlerde adı ilk kez Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda ‘Nenessa’ olarak geçen Avanos, Boğazköy Hitit arşivinde bulunan çivi yazılı bir tablette ‘Zu-Winasa’ olarak adlandırılmaktadır. Roma Dönemi’nde ise kentin ‘Venessa’ adıyla parlak dönemini yaşadığı bilinmektedir. Osmanlı belgelerindeyse Avanos’tan, ‘Enes’, ‘Uvenez’ ve ‘Evenez’ olarak bahsedildiği görülmektedir.
Çeşitli kaynaklarda Avanos’ta çömlekçiliğin başlangıcı, Avanos’un kuruluş tarihi olarak verilen 1202 yılına bağlanmaktadır. Bu doğru bir saptama değildir. Her şeyden önce Avanos 1202’de kurulmamıştır. 1202 yılı Selçuklular döneminde Avanos’taki Alaaddin Cami’nin yapılış tarihidir. Arkasından 1249 yılında Saruhan’ın yapılışı ile birlikte Avanos’un bir gelişim içine girdiği doğrudur. Ancak Avanos’ta çömlekçiliğin başlangıcını böyle kesin bir tarihle belirlemek ve bu döneme indirgemek, Avanos’un geçmişini göz ardı etmek anlamına gelir ki bu bilimsel bir yaklaşım olamaz.

Çömlek yapım aşamaları
Çömlek yapımı ilk olarak uygun toprakların ‘işlik’ adı verilen atölyelere getirilmesiyle başlar. Avanos’ta çömlekçilikte kullanılan topraklar, Kızılırmak’ın eski yataklarından ve çevredeki tepelerden elde edilir. Bu bölgeler arasında eskiden beri kullanılan, Gedik, Burabayır, Cinderesi ve Kızılöz sayılabilir. Gedik’te kırmızı ve gök, Burabayır’da çoğunlukla kırmızı, Cinderesi’nde kırmızı ve gök, Kızılöz’de ise kırmızı renkli topraklar bulunmaktadır. Atölyeye gelen toprak kabaca aşağıdaki işlemlerden geçerek çömlek haline dönüşür.
Harmanlama: Yapılacak işe göre farklı toprakların belli oranlarda birleştirilmesi işlemidir. Daha sonra bu toprak kırmaya tabi tutulur.
Kırma: Bu işlem günümüzde makineler yardımı ile yapılır. Bu işlem sırasında toprağın içindeki sert taneler ezilir. Eskiden bu iş, taş ve tokmak gibi aletler kullanılarak elle yapılırdı. Kırma işlemini eleme takip eder.
Eleme: Elemede amaç, toprağın içinde bulunan ve suyla temas sırasında çözülmeyecek iri taneleri çıkartmaktır. Bunun için büyük elekler kullanılır.
Karıştırma: Toprağın su ile buluşması anlamına gelir. Karıştırma işlemi büyük çamur havuzlarında yapılır. 130 kg toprak yaklaşık 10 litre su ile karıştırılır. Elle yapılan bu karıştırma işlemine bölgede ‘çamur çıkarmak’ adı verilmektedir. Elle yoğrularak hazırlanan çamur, ezme işlemine hazırdır.
Ezme: Vals adı verilen iki çelik merdane arasından çamurun geçirilmesi işlemidir. Ezmenin amacı, çamuru daha homojen hale getirmektir.
Dinlendirme: Şekillendirmeye hazır hale gelen çamur dinlendirmeye alınır. Bu işlem yapılmazsa çamur sonradan çatlayabilir. Dinlendirme sırasında çamur içindeki su ve mineraller homojen olarak dağılır. Bu işlem boyunca çamurun üstü su kaybetmesini önlemek amacıyla naylonla kapatılır. Bir günlük dinlendirme süresinin sonunda çamur şekillendirilmek üzere alınır.
Şekillendirme: Çamurun yoğrulmasıyla başlar. Eskiden elle yapılan bu işlem günümüzde vakum presler aracılığı ile yapılıyor. Şekillendirmenin bir gün içinde yapılması gerekir. Yoksa çamur sertleşmeye başlar ve şekillendirme güçleşir. Şekillendirme işlemi tornada (tezgahta) yapılır. Bölgede ‘çıkrık’ adı da verilen bu tornalar eskiden ayakla döndürülürdü. Günümüzde elektrikle çalışan motorlu tornalar kullanılmaktadır. Ancak turistlere satış amaçlı yapılan gösterilerde hala ayakla döndürülen tornalara rastlamaktayız. Tornanın üzerine yapılacak işin büyüklüğüne göre kalıplar koyulur.
Kalıplar, taban kalıbı, düz kalıp ve ulak kalıp olarak üç çeşittir. Kolay ve tek seferde yapılabilecek kaplar için (örneğin saksı) taban ve düz kalıplar, aralıklarla iki seferde yapılabilecek kaplar için (örneğin testi) taban kalıp, tabanı olmayan ulak kalıp ve bazen de her üç kalıp birden takılır. Aralıklarla üç seferde yapılabilecek kaplarda ise (örneğin büyük küp) sadece ulak kalıp kullanılır. Büyük küp yapımına önce taban kısmı yapılarak başlanır. Ağız kısmı ayrı olarak yapılır sonra her ikisi birleştirilerek küp tamamlanır.
Tornada çalışan ustanın yanında küçük bir su kovası bulunur. İşin kurumaması için usta zaman zaman küçük bir keçe aracılığı ile çamura su verir. Çamura şekil verilirken kullanılan asıl araç ellerdir; ancak ‘perdahlama’ sırasında sacdan yapılma, ‘perdah tahtası’ adı verilen basit aletler de yardımcı olarak kullanılır. Bunların yanı sıra ‘zırhlama’, yani süs yapımında kullanılan boya kapları ve ürünü kalıptan kesip ayırmaya yarayan çelik bir tel çömlek ustasının kullandığı malzemeler arasındadır.
Şekillendirme sırasında çamurun merkeze iyi yerleştirilmesi gerekir; aksi taktirde çamur yalpa yapar ve düzgün şekil almaz. Ürün kabaca şekil aldıktan sonra ince işlere geçilir. Üretilen ürün çeşidine ve isteğe bağlı olarak şekillenen ürün zırhlama ve perdahlama işlemlerine tabi tutulur ya da bu işlemler yapılmaksızın doğrudan kurutmaya bırakılır. Şekillendirme sırasında bozulan çamur tekrar kullanılmaz. Yeniden yoğrulması ve dinlendirilmesi gerekir.
Zırhlama: Çömlek kurutmaya bırakılmadan önce üstünün boya ile süslenmesine yörede zırhlama adı verilmektedir. Bölgede eskiden ‘yoşa’ (hematit) denilen kırmızı toprağın ve kuru pillerin elektrolitlerinin (amonyum klorür) zırhlamada kullanıldığı bilinmektedir. Bu işlem sonrasında çömlekler iki gün daha bekletilir ve deri sertliği kıvamına geldiğinde perdahlama yapılır. 
Perdahlama: Çamur tamamen kurumadan önce üst yüzeyinin parlatılması işlemine perdahlama denilmektedir. Bu işlem sırasında sacdan yapılma ‘perdah tahtası’ adı verilen basit aletler kullanılır. Avanos’ta bu alete ‘masat’ deniliyor. Perdah tahtaları yüzeye hafifçe bastırılarak sürtülür ve yüzeyin doğal bir parlaklık kazanması sağlanır. Yörede bu işleme ‘cila’ adı verilmektedir.
Kurutma: Tornada şekillendirilmiş ürün nemini atması için kurumaya bırakılır. Bunun için ürünler güneşli havalarda 20 dakika kadar güneşe çıkarılır ya da güneş yoksa ‘yanalak’ adı verilen, işliğin havadar bir bölümüne alınıp bir gün kadar bekletilir. Bu sürenin sonunda  kulpları takılır.  Kuruyan ürün artık pişirmeye hazırdır.
Pişirme: Ürünün sertleşmesi ve kullanıma uygun hale gelmesi için yapılan son işlemdir. Pişirme işlemi fırınlarda yapılır. Günümüzde genellikle elektrikle ya da gazla çalışan fırınlar kullanılmaktadır. Ancak ‘ilkel pişirim’ olarak sınıflandırılan bazı pişirim tekniklerinin geçmişte ve günümüzde de kullanıldığı bilinmektedir. Birçok işliğin kendi fırını vardır ancak sanayi bölgesinde ortak olarak kullanılan büyük fırınlar da bulunmaktadır.
Fırınlar: Avanos’ta geçmişten bu yana yaygın olarak kullanılan fırınlar odun, talaş ve saman gibi katı yakıtlar kullanılarak ısıtılan fırınlardır. Bu tip fırınlar, ürünlerin koyulduğu yer ile ateşin yandığı yeri ayırabilmek amacıyla iki bölümlü olarak yapılmaktadır. Ürünlerin koyulduğu yere ‘koyacak’, ateşin yandığı yere ise ‘ocak’ adı verilmektedir. Ocak bölümü kısmen toprağın altında yapılandırılır. Her bölümün kapısı ayrıdır. Ocak ve koyacak arasında ısının geçmesi için çapları yaklaşık 20 cm kadar olan uygun delikler bulunur. Alttan ateşlenen bu tür fırınlarda koyacak bölümünün üstü açık ya da baca şeklinde düzenlenmiştir. Koyacak bölümünün kapısı fırın ateşlenmeden önce taş ve toprakla kapatılır ve etrafı çamurla sıvanır. Bu fırınlar genellikle 3 m çapı ve 4 m yüksekliği bulunan silindirik yapılardır.
Ürünlerin fırına yerleştirilmesi büyük bir özenle yapılır. Olası firelerin en aza indirilebilmesi için büyük parçalar alta, küçükler üste gelecek şekilde istiflenir. Mümkün olduğunca daha fazla parçanın fırına yerleştirilmesi esastır. Gösterilen bütün dikkate karşın %10 oranında bir fire normal kabul edilebilir. Fırınların büyüklüğü pişirilmek üzere koyulabilecek testi sayısına göre belirlenir ve örneğin 500’lük fırın, 1000’lik fırın gibi adlandırılır.
Pişirim sırasında fırının iç ısısı 750-950 derece arasında değişir. Bu ısının aşılması ürünlerin deforme olmasına neden olur. Avanoslu ustalar bunu ‘mal kaynadı’ şeklinde ifade ederler. Isının değişmesi ya da ürünlerin ısıya olan uzaklık veya yakınlıkları renklerin farklı olarak çıkmasına neden olur. Çoğu seramik sanatçısının ilkel pişirim teknikleri kullanmasındaki amaç, standardın dışına çıkma ve istenilen renklerin elde edilebilmesi içindir. Pişirim işleminin sonunda fırın soğumaya bırakılır. Soğuma sonrasında fırın açılır ve ürünler gölge bir alanda dinlenmeye bırakılır. Eğer çömleğe astar ve sır yapılacaksa bu aşamadan sonra uygulanır. Ancak Avanos çömlekleri genel olarak sırsız ve astarsızdır. Burada ilk pişirimden sonra daha çok turşu küplerinin içlerinin zift ile astarlandığı görülmektedir.

Avanos’un işlikleri
Bölgede ‘çanakhane’ olarak da adlandırılan Avanos’un çömlek atölyeleri daha çok ‘işlik’ adıyla bilinir. 1967-1969 yıllarında Avanos’un işliklerini dolaşmış ve bu konuda bir kitap hazırlamış olan Doç. Dr. Neriman Gürtanın ve Doç. Dr. Nuri Munsuz, Avanos’ta bulunan işliklerin sayısının 100 kadar olduğunu ve çoğunlukla Yukarı Mahalle tarafında toplandıklarını belirtmektedirler. “Anadolu’da Yaşamakta Olan İlkel Çömlekçilik” adlı bir kitabı bulunan Doç. Dr. Güngör Güner ise, 1972 yılında Avanos’ta 75 kadar işlik olduğunu ve buralarda 300 kadar çömlekçi ustasının çalıştığını belirtmektedir. Tarihini saptayamadığım başka bir belgede ise Avanos Çömlekçiler Odası’na kayıtlı 104 esnaf olduğu belirtilmektedir. Günümüzde Avanos’ta işlik sayısı büyük oranda azalmıştır. Bunun çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu konuda araştırma yapan Evren Sertalp, 2005 yılında yayınladığı yüksek lisans tezinde Avanos’ta önceki yıllarda 30-35 kadar olan işliklerin bu tarih itibarıyla 10-12’ye kadar gerilediğini söylemektedir.
Doç. Dr. N. Gürtanın ve Doç. Dr. N. Munsuz’un anlatımıyla işlikler, 5-20 m uzunluğunda, 4-6 m genişliğinde, 4-5 m yüksekliğindedir ve taştan yapılmışlardır. Tavanları kemerli, zeminleri ise topraktır. Kapıları kısa kenarında olan bu işlikler genellikle iki küçük pencere yardımı ile havalandırılmaktadır. Pencerelerden biri kapı tarafında, diğeri ise karşı duvarda bulunur. İşlikler genellikle güneş ışığı almazlar; bazıları kayadan oyma mekanlar içinde bulunur ve yaz-kış içerideki sıcaklık 13 derece civarındadır. Ustalar genellikle 12 saat çalışırlar. Kış aylarında çalışma süreleri daha kısadır. Turizm sezonu dışında kalan kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında tempo biraz daha yavaşlar. Atölyelerin işleyişi, iş bölümü ve usta-çırak hiyerarşisi içindedir.
Her işlikte sayıları 1-4 arasında değişen tezgah (torna) vardır. Tezgahlar ışıktan yararlanabilmek amacıyla kapının karşısına 1-2 m aralıklarla yan yana yerleştirilmiştir. Avanos’ta 3 tip tezgah kullanılmıştır. Bunlar, çıkrık tezgah, tahta tezgah ve çarklı tezgahtır. Bunların hepsi ayakla döndürülen ilkel tezgahlardır. Çıkrık ve tahta tezgah kullanımı daha yaygındır. Bu iki tezgah arasındaki temel fark ayakla döndürülen tablalarının birinin tahtadan, diğerinin çömlek çamurundan yapılmış olmasıdır. Çamurdan yapılan daha zor döndürülmesine karşın hareketi süreklidir. Tezgahın 80-90 cm çapındaki ayakla döndürülen tablası, yaklaşık 40 cm uzunluğunda ve 10-15 cm çapında bir mil üzerine iki adet bilyeli yatak kullanılarak yerleştirilmektedir. Son dönemde bunlara motorlar aracılığı ile döndürülen elektrikli tezgahlar eklenmiştir. Bugün yaygın olarak kullanılan tezgah elektrikli tezgahtır. Tezgahların yanı sıra bir çömlek atölyesinde, 1-1.5 m kadar büyüklükleri olan çamur havuzu, çamur yoğurma masası ve kurutma rafları gibi bölümler bulunmaktadır.

Avanos’ta üretilen çömlek formları
Geleneksel Avanos çömlekçiliğinde kullanım ön plandadır. Bunu en iyi kaplara verilen isimlerde izleyebiliriz. Çoğu kap içine ne koyulacaksa o adla adlandırılmıştır. Örneğin, turşu küpü, güveç, su testisi, peynir çömleği, çiçek saksısı gibi. Bu bakımdan üretilen biçimlerin işlevsel olması önem kazanmıştır. Derleyebildiğimiz kadarıyla üretilen geleneksel ürünler (alfabetik sırayla) aşağıdaki şekilde isimlendirilmektedir.
Abdeslik, Aksaray çömleği, bardak, büyük küp yayığı, büyük küp, çıralık, eltesti yağdanı, gebece (şırahna), ibrik, ikilik gebecesi, ikilik yağdan, ikilik yayığı, kelle çömleği, kıvrak (memeli), kuşaklı yağdanı, kuşaklı yayığı, kuşaklı, küçük küp yayığı, küçük küp, künk, lıklıkı, orta çömleği, 1.5’luk çömlek,  saksı, sermiç, su çömleği, süzgü, testi, teşi, üzlük (özlük), vaşı, züla.
Bu biçimlerden haklarında bilgi bulabildiğimiz bazılarını tanıtmak istiyoruz.
Özlük: Yaklaşık 20 cm boyunda erzak saklamak amacıyla kullanılan çömleklerdir.
Güveç: Bugünkü tencerelerimize benzeyen geniş ağızlı yemek pişirme çömlekleridir.
Testi: Dar ağızlı, kulplu ve geniş karınlı olarak yapılan testiler su taşıma kapları olarak kullanılmaktadır. Bir testi yaklaşık 3-4 litre kadar su alır.
Küp: Geniş karınlı büyük yapılı çömleklerdir. Eskiden çoğunlukla su bidonu yerine kullanılan bu kaplar, şarap yapımında ve içi sırlı olanları ise turşu kurmakta da kullanılır.
Su çömleği: Özlükten biraz daha büyük olan su çömlekleri, su içmek amacıyla kullanılan kulplu kaplardır. Bir su çömleği yarım litre kadar su almaktadır.
Kıvrak (memeli): Su çömleğinden daha büyüktür. Çökelek yapımında kullanılır.
Gebece: Şırahna adı da verilen bu çömlekler üzüm şırası taşımak amacıyla kullanılır.
Bardak: Saplı olarak yapılan bardaklar farklı büyüklüklerde olabilmektedir. Su içmek amacıyla kullanılırlar. İbrikli olanlara ‘bardak’ denilmektedir.
Künk: Silindir şeklindedir bacaların üzerinde kullanılmak üzere yapılmaktadır.
Aksaray Çömleği: Aksaray’da satıldığı için bu adla adlandırılan bir çömlektir.
Yağdan: Geniş karınlı ve kulpludurlar. Dört testi su alanlarına ‘kuşaklı yağdanı’, iki testi su alanlarına ‘ikilik yağdanı’ denilmektedir.

Avanos’ta çömlekçi örgütleri
Avanos çömlekçiliğin geçmişi ile ilgili düzgün kayıtların bulunmaması, alınan sözlü bilgilerin ise kesin olmayışı, Avanos’ta çömlekçi örgütlenmesi konusunda sağlıklı bilgilere ulaşmamızı zorlaştırdı. Edindiğimiz bilgiye göre, Avanos çömlekçilerinin bilinen ilk örgütlenmesi, 1923 yılında kurulmuş olan Avanos Desticiler Kurumu’dur. 1937 yılında bu kurumun Avanos Destici Esnaf Kurumu adını aldığı görülmektedir. Bu kurumlara ait mühürler Mükremin Tokmak arşivinde bulunmaktadır. Daha sonraki dönemde kooperatif şeklinde bir örgütlenme ile karşılaşıyoruz. Bu örgütlenme, 1945 yılında 30 bin lira asgari sermaye ile kurulduğunu bildiğimiz Taşkın Çini ve Porselen Fabrikası Kooperatifi’dir.
Bu kooperatif tarafından üretilen ilk vazo dönemin Avanos Kaymakamı Süreyya Serbest’e hediye edilmiştir. Altında, ‘Taşkın Çini ve Porselen Fabrikası Kooperatifi 1945’ yazan bu vazo, 2005 yılında Süreyya Serbest tarafından Avanos Belediye Başkanlığı’nda bulunmasının daha uygun olacağı düşüncesiyle Avanos Belediye’sine gönderilmiştir.
Avanos’taki kooperatifin çalışmaları hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Kooperatiften sonraki ilk örgütlenmenin Avanos Çömlekçileri Kalkındırma Derneği olduğunu görüyoruz. Bu derneğin 1965-1970 yılları arasında etkin olduğu bilinmektedir. Daha sonraki yıllarda dernek çeşitli isim değişikliklerine giderek varlığını 1993 yılına kadar sürdürmüştür. 1968 Nevşehir İl Yıllığı’nda da kayıtlı olan bu dernek hakkında 1969 yılında Doç. Dr. N. Gürtanın ve Doç. Dr. N. Munsuz bazı bilgiler vermektedir. Bu bilgilere göre Avanos’ta çömlekçilikte kullanılan topraklar dernek tarafından sağlanmaktadır. Dernek, Gedik, Burabayır, Cinderesi ve Kızılöz mevkilerindeki toprakları İl Özel İdaresi’ne rüsum ödeyerek aldığı izinle işletmektedir. İşletilen alan 30 bin metrekarelik bir sahadır. Derneğe üye olan işyerleri, 100 kg çuval için 3 TL ödeyerek toprağı satın almaktadırlar. Bu bedel toprağın kazılıp çıkartılması, çuvallaması ve taşıma giderleri için ödenmektedir. Bunun dışında dernek çömlek satışları ile ilgilenmemektedir. Avanos İlçe Özel İdaresi’nde yaptığımız araştırmada bu derneğin toprak alımları için, Avanos İlçe Özel İdaresi’ne yaptığı çok sayıda başvuru ve bunlarla ilgili yazışmaların bulunduğunu gördük.
Avanos Özel İdaresi’ndeki belgelerden öğrendiğimize göre, Avanos Çömlekçileri Kalkındırma Derneği’nin zaman içinde Çanakçılar Derneği ve Avanos Çömlekçiler Esnaf ve Sanatkarlar Derneği gibi isimler aldığı görülmektedir. Derneğin 1993 yılında başkanlığını Ferhat Taşer’in yürüttüğünü yine buradaki belgelerden öğreniyoruz. Derneğin kapanmasından sonra benzer isimle Avanos Çömlekçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası adıyla kurulan birliktelik işlev kazanmıştır. Bu oda adını sonradan Avanos Çömlekçiler Odası olarak değiştirmiştir. Derneğe göre daha ticari bir kimliği olan odanın, açılış ve kapanış tarihi tam olarak saptanamamıştır. 1993 yılında kurulduğu ve 2004 yılında kapandığı tahmin edilmektedir. 1993 yılında oda başkanlığını Hasan Bircan’ın yaptığı bilinmektedir. Odaya kayıtlı 104 üye olduğu daha sonraki kayıtlardan anlaşılmıştır. Odanın, yönetimin yaptığı usulsüzlükler sonucu kapandığı söylenmektedir. Avanos’ta odanın kapanmasından sonra yeniden bir dernek örgütlenmesine gidildiği görülmektedir. 2006 yılında Avanos Kültür ve Sanat Derneği adıyla kurulan ve ağırlıklı olarak çömlekçilerin sorunlarıyla ilgilenen dernek, 2009 yılında adını Avanos Çömlekçiler Derneği olarak değiştirmiştir. Günümüzde yeni adıyla etkinliklerine devam etmektedir.

Avanos’ta çömlekçiliğin bugünkü durumu
Avanos çömlekçiliğinin özgün bir karakteristiği olduğu söylenemez. Örneğin bir Kınık çömleği ya da Menemen çömleğinin kendine özgü özellikleri vardır. Avanos’ta bunu göremiyoruz; ancak Avanos çömlekçiliğinde ürün çeşitliliği çok fazladır. Türkiye’de ürün çeşitliliği anlamında bu kadar geniş yelpazeye sahip başka bir bölge yoktur. Buradaki ustalar gerçekten çok yeteneklidir ve kadehten duvar panosuna kadar çok farklı ürünleri yapabilmektedirler.
Geçmişi çok eskilere dayanan Avanos çömlekçiliği günümüzde ciddi bir bunalım yaşamaktadır. Aşılamayan ekonomik sorunlar, adını bir çömlekçi kasabası olarak dünyaya duyurmuş olan Avanos’ta çömlekçiliğin günden güne gerilemesine neden olmaktadır. Avanos’ta çömlekçiliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan kuşkusuz birçok neden bulunmaktadır. Avanos çömlekçiliğinin bugünkü durumunu incelerken bu sorunlara değinmeden bir şeyler yazabilmek mümkün görünmüyor.

Plastik çömleğe karşı
1970’li yılların başında bölgede henüz turizmin yaygınlaşmadığı yıllarda çıkan bazı yerel gazete ve yayınlarda Avanos’ta çömlekçiliğin gerileme içine girdiği tespit edilmekte ve gerileme nedeni olarak plastik ürünlerin çömleğe alternatif olarak yaygınlaşması gösterilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta gerilemenin bu yıllarda başlamış olduğudur. Günümüzde Dicle Üniversitesi profesörlerinden Emrullah Güney, 1974 tarihli bir yazısında aynı konuyu dile getirmekte ve 1971 yılında Avanos’ta 28.000 testi ve küp yapıldığını 1972 yılında bu rakamın 20.000’e düştüğünü söylemektedir. Avanos çömlekçiliğinde kullanılan geleneksel biçimlerin, plastik ve alüminyum ürünlerin yaygınlaşması ve genel olarak yaşam tarzımızın değişimine paralel olarak kullanım dışı kaldığı bir gerçektir.

Usta-çırak üretkenliğinin bozulması
Geleneksel biçimlere olan talebin azalmasının doğal sonucu olarak Avanos’ta çömlekçiliğe olan ilginin de azaldığını söyleyebiliriz. Bunun sonucu olarak Avanoslu gençler zamanla çömlekçilikte meslek olarak bir gelecek görmemeye başlamışlar ve farklı arayışlar içine girmişlerdir. 2005 yılında bölgedeki çıraklar arasında yapılan bir ankette kendilerine ‘çömlekçilikte bir gelecek görüyor musunuz?’ sorusu yöneltilen çırakların %48’i hayır, %25’i kısmen, %27’si evet cevabı vermiştir.
Çömlekçilik, Avanos’ta genellikle aile içinde usta-çırak ilişkisiyle yürütülmüş bir iş koludur. Çırak olarak bir işlikte çalışmaya başlayanlar ustalaştıklarında ya çalıştıkları işliği aile üyelerinden devralırlar ya da kendi işliklerini açarlar. Bu işleyişin aksaması, usta-çırak ardıllığının kaybolması, ustaların yetiştirecek çırak bulamamalarına neden olmuş ve mesleğin geleceği tehlike altına girmeye başlamıştır. Günümüzde Avanoslu ustalar yoğun olarak çırak bulamamaktan ve gençlerin ilgisizliğinden yakınmaktadırlar. Nevşehir Mesleki Eğitim Merkezi’nin seramik bölümüne 2005 yılında öğrenci olarak 2 kişi başvurmuştur. Avanos Endüstri Meslek Lisesi’nde ise 2005 yılında lise son sınıfta sadece bir öğrenci bulunduğu öğrenilmiştir. Bölgedeki meslek okullarındaki seramik bölümü öğrenci sayıları bize bu durumu daha net olarak özetlemektedir.

Turizm ve çömlekçilikte yeni arayışlar
Geleneksel ürünlerimizin kaybolmasında ve Avanos’ta çömlekçiliğin gerilemesindeki diğer önemli etken de turizm olgusudur. Bölgede özellikle 1970’li yılların ikinci yarısında hızlı bir gelişim gösteren turizmle birlikte satışı daha kolay ve karlı olan ürünlerin yapılması yaygınlaşmıştır. Bu durum geleneksel ürünlerimizin tamamen bırakılmasını ve üretilen ürünlerin de yozlaşmasını beraberinde getirmiştir. Bu meslek kolunda çalışanlar genel olarak geçim telaşı içine düştüklerinden, yeni biçimlerin yaratılması ya da geleneksel biçimleri dejenere etmeksizin modifiye etmek gibi bir kaygı duymamaktadırlar. Avanos’un imajı bundan ciddi şekilde zarar görmektedir. Seramik yerine alçıdan yapılma ürünler, özellikle yerli okul gruplarına ucuz olarak pazarlanmak için üzerine tüyler, pullar yapıştırılmış, plastik boyalarla boyanmış ürünler yaygınlaşmıştır.
Avanos çömlekçiliğinde turizme bağlı gelişen sıradanlığı kırmak ve sanatsal çalışmaları özendirmek amacıyla 1980 yılından itibaren, ‘deri dokulu toprak kaplar’ üzerine bir çalışma başlatılmıştır. Artık derilerin sanatsal biçimde toprak kaplar üzerine uygulanmasına dayanan bu girişimde, Nevşehir Valiliği’nin koordinatörlüğünde Avanos’ta 10 günlük uygulamalı bir kurs açılmıştır. Prof. Dr. Nurhan Bilgin, bu tür çalışmaların Avanos çömlekçiliğinde karşılaşılan monotonluğu kıracağı ve sanata dayalı üretimlerle turistlerin alışveriş kapasitelerinin artırılabileceği üzerinde durmuştur. Üretilen ürünler 1980-1983 yılları arasında Ankara Fransız Kültür Derneği’nde, 1983 yılından sonra da Gazi Üniversitesi Meslek Eğitim Fakültesi salonlarında sergilenmiştir. Bu konudaki denemeler 1989 yılına kadar devam etmiş, ancak daha sonra beklenen verimin alınamaması üzerine bu tarz ürünlerin üretimi azalmıştır.
1990’lı yılların başından itibaren Avanos çömlekçiliğinde yeni bir akımın başladığını söyleyebiliriz. Rapido tekniği olarak adlandırabileceğimiz bu akım, üretilen çömlek ve seramiklerin rapido kalem ile çizilerek desenlendirilmesine dayanmaktadır. İnce işçiliklere olanak tanıması ve albenili ürünler ortaya çıkması son yıllarda rapido işlerin ilgi görmesini sağlamıştır. Avanos çömlekçiliğinin kendine yeni bir kimlik yaratamaması sonucu bölgede rapido işlerin yanı sıra Kütahya çinileri de yaygınlaşmıştır. Günümüzde Avanos’ta Kütahya çinisi ve rapido işlerin satışı önemli bir yer tutmaktadır.

Komisyon sistemi ve gerileme
Turizmin Avanos çömlekçiliğine vurduğu bir darbe de komisyonculuk sisteminin yerleşmesi ve yüksek rakamlara ulaşması olmuştur. Avanos’ta turizmin iyi getiri sağladığı yıllar 80’li yıllardır. 90’lı yıllarda ‘körfez krizi’ ile birlikte turizm bölgede gerilemeye başlamıştır. Komisyonculuğun başlangıcı bu döneme karşılık gelmektedir. Turistler bölgeye acentalar aracılığı ile geliyor ve tur rehberleri eşliğinde gezdiriliyor. Turist grupları alışveriş için acenta ve rehberlerin anlaştığı mağazalara götürülüyor. Mağazalar bu anlaşmalar sırasında satılan ürün üzerinden acenta ve rehberlere belli oranda komisyon ödüyorlar. Öyle ki bu komisyonlar bugün %50’yi geçmiş durumda. Bu şartlarda komisyon vermesi mümkün olmayan küçük işletmelerin satış yapabilme şansları kalmıyor ve uzun süren işsizlik sonrası kapatmak kaçınılmaz oluyor. Başlangıçta büyük işletmelerin lehine gelişen bu durum zamanla onları da zor duruma sokmuş. Çünkü verilen komisyonlar ister istemez ürünün fiyatına yansıyor, artan fiyatlar ise satışları olumsuz etkiliyor. Bütün bunlar yaşanılan sorunların turizmin genel sorunlarından ayrı olmadığını gösteriyor. Bu şartlarda bugünden yarına çözüm beklemek için fazlaca iyi niyetli olmak gerekiyor.

Bu araştırmanın hazırlanması sırasında aşağıdaki kişilerle sözlü görüşmeler yapılmıştır. Kendilerine verdikleri bilgilerden dolayı teşekkür ederiz.

1)  Dr. Mustafa Körükcü, Avanos Belediye Başkanı
2)  Yaşar Bostan, Avanos İlçe Özel İdare Müdürü (emekli)
3)  Mehmet Özdoğan Avanos İlçe Özel İdare Müdürü
4)  Tayfun Küçükcan, Avanos Çömlekçiler Derneği
5)  Nilgün Salmaner, Avanos Çömlekçiler Derneği
6)  Yaşar Topçu, Avanos Çömlekçiler Derneği
7)  Mükremin Tokmak,Avanos Çömlekçiler Derneği
8)  Özgür Küçüktülü, Avanos Çömlekçiler Derneği
9)  Yusuf Tüysüz, Çömlek ustası
10)  Şaban Demirci, Çömlek ustası
11) Gülay Demirtaş, Güray Seramik
12) Erkan Akburak, Venessa Seramik
13) Mustafa Kılıç, Saruhan Kervansarayı İşletmesi

Yararlanılan Başlıca Kaynaklar
1)  Prof . Dr. Nuran Bilgin, “Toplumda değişen beğeni ve istekler doğrultusunda Avanos toprak kap sanatının bugünkü durumuna dair bir yaklaşım”. 1992
2)  Doç. Dr. Neriman Gürtanın - Doç. Dr. Nuri Munsuz, “Avanos çömlekçiliği ve kullanılan toprakların bazı teknolojik özellikleri”. 1969
3)  Doç. Dr Güngör Güner, Anadolu’da yaşamakta olan ilkel çömlekçilik. 1988
4)  Evren Sertalp, Avanos seramik ve çömlek atölyelerinde çıraklık eğitimi yoluyla meslek edinmiş elemanların durumu üzerine bir araştırma. 2005, Yüksek lisans tezi.
5)  Seramik Sanatı ve Sorunları, Uluslararası Avanos seramik sempozyumu 2001
6)  Süreyya Serbest, Avanos Belediyesi’ne yazılmış mektup. 2005
7)  Süreyya Serbest, Kırşehir Valiliği’ne yazılmış çalışma raporu. 1957
8)  Nevşehir il yıllığı 1968
9)  Nevşehir il yıllığı 1973
10) Türk çömlekçiliği, Türkiyemiz Dergisi. 1976 Sayı 19
11) Kınık ve Avanos çömlekçiliği, Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi. 1990 Sayı 9 
12) Avanos’ta çömlekçilik, Peron Dergisi. 1987 Ocak
13) Kızıl Vadi’nin bereketi Avanos, Skylife Dergisi. 2007 Mart
14) Bakış Dergisi, Avanos’ta çıraklıktan yetişme seramik sanatçıları. 2009 Sayı 4
15) Bakış Dergisi, Avanos çömlekleri. 2008 Sayı 3
16) Peribacası Dergisi, Avanos’ta bir raku sanatçısı Tayfun Küçükcan. 2009 Sayı 10
17) Peribacası Dergisi, Avanos Çömlekçiler Derneği. 2009 Sayı 10
18) Peribacası Dergisi, Tandır yapımı. 2009 Sayı 10

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 5908 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-08-22

1958
1958
1968
1968
Avanos çarşı meydanındaki çömlekçi heykeli
Avanos çarşı meydanındaki çömlekçi heykeli

İşlikbaşı
İşlikbaşı


Eski ustalardan Mustafa Tüysüz
Eski ustalardan Mustafa Tüysüz
Eski ustalardan Mevlüt Topak
Eski ustalardan Mevlüt Topak


Güray Seramik-Avanos
Güray Seramik-Avanos
Venessa Seramik-Avanos
Venessa Seramik-Avanos







Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 4078581 ziyaretçi
Bugün : 2626 ziyaretçi
Dün : 7738 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.55 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler mental aritmetik


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

Kare Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İzmir Cad. Moda Çarşı No: 21/10 Kızılay/Ankara | Tel: 0312.282 66 80 | cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım