English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Kapadokya'da çekilen sinema filmleri sizce bölge tanıtımına ne kadar katkıda bulunuyor?
       
Fazla katkısı yok.
Büyük katkısı var.
Çok büyük katkısı var.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

KAPADOKYA'DA ÇEKİLEN YERLİ FİLMLER

KAPADOKYA

BEYAZPERDEDE KAPADOKYA

Yazan: Ayça Olcaytu İşçen
Mayıs 2008

Sinemalarda filmlerin üç günde bir değiştiği günler. Pek çoğunun biletleri ilk gösterimden önce tükeniyor. Sokaklara doğru uzayıp giden bilet kuyruklarında sabırla bekleyenler, sıra kavgası edenler, hatta gişenin az ilerisinde karaborsa yapanlar yadırganmıyor. Yeşilçam bir fabrikadan farksız. Baş döndürücü bir hızla film üretiliyor.  Birkaç günde çekilen filmler bile var. Film yıldızları adeta birer ücretli köle gibi çalışıyor. Türkiye'de 1914 yılından bu yana yapılan uzun metrajlı filmlerin yaklaşık %70’nin 1960-86 yılları arasında çekildiğini söylersek bu hızı hayal etmek mümkün olacaktır.

İşte Türk sinemasının böylesine canlı olduğu günlerde karnı burnunda bir kadın, doğumuna sayılı günler kaldığı halde hayranı olduğu Hülya Koçyiğit’in oynadığı bir filme gidiyor. Film sırasında ufak ufak doğum sancıları başlıyor ama o aldırmıyor. Filmin sonunu merak ediyor çünkü. Sonra… Sonrası malum, bendeniz sinemada doğmaktan vazgeçip, gözümü dünyaya bir hastanede açıyorum! Annem, çocukluğumdan beri sinemaya duyduğum yoğun ilgi ve sevginin nedeninin hep bu olduğuna inanır.
Bu maceradan uzun yıllar sonra, Kapadokya’yı gerçek anlamda keşfettiğimde aklımda beliren ilk soru sinema aşkımın da etkisiyle “bu olağanüstü yerde acaba kimler, hangi filmleri çektiler, Kapadokya halkının sinemayla ilişkisi nasıl” olmuştu. Sorumu cevaplayabilmek için yaptığım araştırmada gördüm ki Kapadokya sinemacıların gözbebeği ve bölge halkı da sinemaya tutkun. Kapadokya’da konuştuğum kişiler, sinemanın bu altın devirlerinde, Ürgüp’ün merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Saray Sineması’na akşamları traktörlerle gelen köylüleri anlattılar. Televizyonun egemen olduğu, ev sinemasının yaygınlaşmaya başladığı, sinema salonlarının cebe girecek kadar ufaldığı günümüzde kulağa efsane gibi geliyor değil mi? Ya Saray Sineması’nın ve yine Ürgüp’teki İpek Sineması’nın uzun yıllar boyunca aynı ailenin üyeleri tarafından kuşaktan kuşağa aktarılarak işletildiğini söylersem bu ilgiyi özetlemiş olur muyum? Veyahut, aklı fikri sinemada olan Ürgüp’lü antikacı Mustafa Kırboğa’nın bölgede film, dizi, belgesel çekenlerin sağ kolu olduğunu, tek başına bir film şirketi kadar iş üretebildiğini de anlatabilirim. Hatta, Ürgüp MEDAŞ’da memur olarak çalışan Ali Uluçay’ın sinema sevdalısı olduğundan, daha 10 yaşındayken Yılmaz Güney’in filmi ‘Ağıt’ta oynadığından ve “Başköylü Muhtar Amca” ismindeki filmini tamamlamaya çalıştığından da bahsedebilirim uzun uzun. 
Çekilen filmlerin türlerine bakınca da adeta başı dönüyor insanın; fantastik, dram, komedi, gerilim, hatta western… Kapadokya’nın doğası, sinemacılarımızın engin hayal gücüyle birleşince, peribacaları hem uzayda bir gezegen, hem de doğaüstü canlıların mekanı olabilmiş! Tutkulu aşklara da yakışmış Kapadokya, toplumsal konuları işleyen destansı filmlere de. Kısmetinde kovboyların atlarıyla koşturduğu “vahşi batı” olmak bile varmış.

Bir Türk’e Gönül Verdim
Kapadokya’da çekilen ilk uzun metrajlı Türk filmi ‘Şeyh Ahmet’. Dünyanın en hızlı atını satın almak isteyen  zengin ve şımarık Linda’nın, bu atın sahibi Şeyh Ahmetle yaşadığı aşk ve macera sayesinde olgunlaşmasının işlendiği film Ertem Göreç tarafından yönetildi. Bu film sayesinde, turizmin henüz yeni yeni kıpırdandığı 1968 yılında Fikret Hakan, Sara Stephan ve Feridun Çölgeçen gibi dönemin ünlü oyuncularını ağırlayan Kapadokya, uzun bir maratona başladığından habersizdi. Hemen arkasından, bu ‘çok amaçlı dekor’, yerli ve yabancı filmciler tarafından kısa süre içinde keşfedilip kullanılmaya başlandı. Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Halit Refiğ, 2. Adana Film Şenliği’nde üç ödül kazanan ‘Bir Türk’e Gönül Verdim’ filmini, 1969’da Kapadokya’da çekti. İsveç asıllı eşi, oyuncu Eva Bender’i  başrolde Ahmet Mekin ile birlikte oynatan Refiğ, ulusal sinema örneği olarak kabul edilen filminde Alman Eva’nın, Almanya’da tanışıp sevdiği bir Türk’ün peşinden Anadolu’ya gelmesini ve Türk örf, adetlerini benimsemesini anlatır.

Bir kült film: Dünyayı Kurtaran Adam
Halit Refiğ’den sonra Kapadokya’yı keşfeden, çok kısa sürede film çekmesi nedeniyle ‘jet yönetmen’ lakabıyla anılan Çetin İnanç olur. İnanç, Kapadokya’da önce ‘Çeko’ (1970) isimli westerni, ondan 12 yıl sonra da sinema tarihinin kült eserlerinden biri haline gelmiş fantastik filmi ‘Dünyayı Kurtaran Adam’ı (1982) yönetir. Çeko’da olaylar Meksika’da ve 1875 yılında geçmektedir. Ürgüp’e monte edilen kaktüslerle Meksika havası yaratılır ve Ahmet Mekin, Yılmaz Köksal, Hayal Sirer, Semra Yıldız ile Erol Taş kamera karşısına geçerek bir Türk western’ine imza atarlar! Film, Anadolu sinemalarında çok iyi gişe yapar.
Kapadokya’da çekilen diğer Türk westerni ‘Küçük Kovboy’ (1973) ise İtalyan Guido Zurli tarafından yönetilir. Filmde, Cüneyt Arkın, Pascale Petit ve ‘Yumurcak’ adıyla tanınan dönemin ünlü çocuk oyuncusu İlker İnanoğlu rol alır.
‘Dünyayı Kurtaran Adam’ hakkında söylenecekler ayrı bir yazı konusu olacak kadar çok. O nedenle en çarpıcı özelliklerini aktaracağım. Bazı kaynaklarda ‘dünyanın en kötü’, ya da ‘en kötü on filminden biri’ olarak gösterilen film, kimilerine göre fantastik, kimilerine göre ise bir komedi (!) filmidir. ‘Uzay Yolu’ isimli TV dizisinin Türkiye’de gördüğü ilgiden esinlenilerek yine Ürgüp’de çekilen film, Star Wars filminden kopyalanarak kullanılan sahneleriyle, makyaj teknikleri ve kostüm tasarımıyla sinema okullarının derslerinde incelenmeye devam ediliyor. Cüneyt Arkın, Aytekin Akkaya ve Füsun Uçar’ın rol aldığı bu filmi, 2006 yılında ‘Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu’ isimli devam filmi izledi. Bu kez Kartal Tibet’in yönettiği ve Cüneyt Arkın’a ithaf edilen filmde oğlunu Mehmet Ali Erbil canlandırdı. Bazı sahneleri Kapadokya’da çekilen film ilki kadar ilgi görmedi.

Kaçakçı Çobanoğlu’nun öyküsü: Ağıt
Yaşantısıyla, aşklarıyla, politik görüşüyle ve sinemasıyla, ölümünden 24 yıl sonra bile ilgi görmeye devam eden Yılmaz Güney 1971 yılında Ürgüp’de iki film birden çekti. Kaçakçıların dünyası üzerinden bir sistem eleştirisi yaptığı ‘Ağıt’ta kaçakçıların reisi Çobanoğlu’nu kendisi canlandırırken, başarılı oyunuyla Sermin Hürmeriç ve Hayati Hamzaoğlu ona eşlik ederler. Pek çok ödül kazanmış film, o dönemin siyasi koşulları nedeniyle var olan Sansür Kurulu’na verdiği ödünler sonrasında gösterime çıkmayı başarır. Destansı gerçekçilik türündeki Ağıt’ın çekimleri sırasında Yılmaz Güney büyük ilgi görmüş. Filmin mekanlarından biri olarak kullanılan Yüksekkaya ailesinin evi, çalışmalar sırasında Yılmaz Güney hayranlarıyla dolup taşmış.
Aynı yıl yönettiği ve kan davası konusunu işlediği ‘Acı’ filminde başrolü yine kendisi oynar. Baş kadın oyuncunun Fatma Girik olduğu film, 14 gün gibi kısa bir zamanda Ürgüp’ün Başdere Köyü’nde çekilir ve 3. Adana Şenliği’nde üç ödül kazanır.
Bu noktada, Yılmaz Güney’in hayatından bir kesitin anlatıldığı ‘Yolda (Rüzgar Geri Getirirse)’ filminden de bahsetmek gerekir. Adına yaraşır bir şekilde, Kapadokya bölgesinde Nevşehir, Niğde ve Kayseri’ye uğrayan film Erden Kıral tarafından 2005’de çekildi. Yılmaz Güney’i Halil Ergün, eşi Fatoş Güney’i ise Yeşim Büber canlandırdı. Erden Kıral’ın Yılmaz Güneyle 1980’li yılların başında yaptığı bir yolculuktan esinlenerek çektiği filme destek verenler arasında Mustafapaşa Belediyesi de bulunuyor.

Deprem, Dila Hanım ve Derviş Bey
Kapadokya, 1976 yılında Yunus Yılmaz’ın yönetip, başrolünde Aytaç Arman’ın oynadığı ‘Nereye Arkadaş’ isimli macera filminden sonra önemli bir üçlemeye ev sahipliği yaptı: Deprem, Dila Hanım ve Derviş Bey.
Usta sinemacı Şerif Gören, 1976 yılında yönettiği ‘Deprem’de filmin en önemli sahnelerini Ihlara Vadisi’nde çekti. Ulu duvarlarıyla Ihlara Vadisi, Melendiz Çayı ve filmde sık sık karşımıza çıkan Hasan Dağı, terk edilmeyi hazmedemeyen Rıza’nın aşıklara kan kusturduğu, ama aşka yenik düşmekten kurtulamadığı ana tanıklık ediyor. Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın Kapadokya’da birlikte oynadıkları bu filmi 1977’de ‘Dila Hanım’ izledi. Orhan Aksoy’un yönettiği filmde, Erol Taş ve Hüseyin Peyda da oynadılar. Film, peribacaları arasından ilerleyen atlılarla başlar. Atlılar Dila Hanım’ın kocası Barazoğlu İsmail Bey’in cesedini taşımaktadırlar. Necati Cumalı’nın bir eserinden senaryolaştırılan film, kocasının katiliyle aşk yaşayan Dila Hanım’ın törelerin yüklediği görev yerine aşkını seçmesini anlatıyor.
1978 yılında Şerif Gören Kapadokya’ya ‘Derviş Bey’ filmini çekmek için geri geldi. Yine bir beyi canlandıran Kadir İnanır, Melike Zobu, Ahu Tuğba, Erol Taş, Hüseyin Peyda ve Aliye Rona ile birlikte oynadı. Derviş Bey filmi de bir Murat 124’ün peribacalarının arasından ilerlemesiyle başlıyor. Konu yine kan davası; barıştan yana olan Derviş Bey, kan davalısının kızı Karaca’ya aşık olur ve işler karışır. Pek çok ortak özelliği bulunan bu filmlerin görüntü yönetmenleri farklı ama, üçünde de Kapadokya’nın doğası anlatılan konuya adeta bir başrol oyuncusu gibi eşlik ediyor. Ayrıca her üçünün müziği de pek çok filme müzik yapmış olan Cahit Berkay’a ait.

Ataerkil düzene eleştiri: Kaşık Düşmanı
37 filmle, en çok film yöneten kadın yönetmen ünvanına hala sahip olan Bilge Olgaç, 1984’de gerçek bir olaydan etkilenerek senaryosunu yazdığı ‘Kaşık Düşmanı’nı Ürgüp’ün Bahçeli Köyü’nde çekti. Olgaç, ataerkilliği ve feodalliği sorguladığı filminde önemli rolleri Perihan Savaş, Halil Ergün ve Seden Kızıltunç’a vermiş. Türk sinemasının önemli filmlerinden biri olarak kabul edilen ‘Kaşık Düşmanı’, katıldığı yurtiçi ve yurtdışındaki festivallerden ödüllerle döndü. 
Türk Sineması’nın kabuk değiştirmeye çalıştığı dönemde, uzun sayılabilecek bir süre Kapadokya’ya uğramayan sinemacılar, 90’lı yılların sonlarında bölgeyi yeniden keşfettiler. 1998 yılında Cihan Zarakol’un yönettiği ‘Oyun Bitti (Aşk Oyunu)’ filmi  hareketli günlerin başlangıcını müjdeledi ve başrolleri Arzu Yanardağ, Burçin Terzioğlu ile İdil Fırat paylaştılar. Hemen ardından, 1999’da, yine ödüller almış bir film olan ‘Propaganda’ya kucak açtı Kapadokya. Kemal Sunal, Meltem Cumbul, Rafet El Roman ve Metin Akpınar’ın başrollerini paylaştığı, Sinan Çetin’in yönettiği film, doğup büyüdüğü sınır kasabası Hisli Hisar'a gümrük muhafaza müdürü olarak atanan Mehdi'nin, kasabanın ortasına sınır telleri çektirmesiyle birlikte gelişen trajikomik olayları anlatır.  

2000’li yıllarda trafik hızlanıyor
Yeni yüzyılla birlikte, çekilen film sayısının hızla artmaya başladığı Türk sinemasında genç yönetmen ve oyuncuların da ayak sesleri duyulmaya başlandı. Bu gençlerden biri olan Erdal Murat Aktaş, 2002’de yönettiği ‘Mumya Firarda’ filminin bazı sahnelerini Kapadokya’da çekti. Mısır’dan kaçırılan mumyayı bulmakla görevlendirilmiş bir ajanın maceralarını anlatan filmde, aslen müzisyen olan Teoman ile Kapadokya’da çekilen ünlü televizyon dizisi ‘Asmalı Konak’ın yıldızı Nurgül Yeşilçay başrolleri paylaştılar.
Severek izlenen Asmalı Konak dizisinin merakla beklenen son bölümü 2003’de bir sinema filmi olarak tasarlandı ve doğal olarak bazı sahneleri Kapadokya’da çekildi. Abdullah Oğuz’un yönettiği filmde dizi kadrosunun yanı sıra A.B.D.’li oyuncular da görev aldı. Olayların nasıl sonuçlanacağını merakla bekleyen dizi hayranları sinemalara akın ederek, filmin başında neredeyse yarım saat süreyle gösterilen reklamları sabırla bekleyip, bolca gözyaşı döktükten sonra mutlu sonla rahatladılar.  
Aynı yıl, Ürgüplü halk ozanı Refik Başaran’ın Cemalim türküsünden yola çıkılarak yapılan ‘Cemalim’, Aydın Sayman tarafından çekildi. Filmde, gerçekten yaşamış olan Cemal ile Şerife’nin aşkı, günümüzde geçen bir aşk hikayesiyle eşleştirilerek anlatılıyor. Günümüzün ünlü dizi yıldızlarından biri olan Bergüzar Korel ile Alp Emre Kököz, Şahnaz Çakıralp ve Suna Selen’in oynadığı bu televizyon filminin pek çok sahnesi Ürgüp’de çekildi.

Yazı-Tura’nın düşündürdükleri
Usta oyuncu Uğur Yücel, ilk yönetmenlik denemesi olan ‘Yazı-Tura’ (2004) filminde kamerasını Güneydoğu’da askerlik yapan iki gencin hikayesine çevirdi; biri Göreme’li futbolcu “Şeytan Rıdvan” (Olgun Şimşek), diğeri İstanbul’da babası ile birlikte yaşayan “Hayalet Cevher” (Kenan İmirzalıoğlu). Rıdvan ve Cevher’in askerlikleri sonrasında döndükleri memleketlerinde yaşadıkları sorunları çarpıcı bir dille aktaran Yücel, Göreme’deki çekimlerde halktan kişileri de oynatmış. Rıdvan’ın annesini oynayan ve hayatında hiç sinemaya gitmediği halde oyunculuk yapmayı kabul eden Sultan Gündüz de bunlardan biri. 41. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 11 ödül alan film, yurtdışında da ödüllendirildi.

Gerilim yok mu, gerilim?
Olmaz mı, var! Bölgede çekilen belki de tek fantastik gerilim filmi olan ‘Gomeda’nın genç yönetmeni Tan Tolga Demirci, filmin konusuyla Kapadokya jeolojisi çok iyi örtüştüğü için burayı seçmiş.  Feride Çetin, Halim Ercan, Bahar Yanılmaz, Ayşe Şule Bilgiç gibi genç oyuncuların yeraldığı 2006 yılı yapımı film, Kapadokya’ya tatile giden 5 arkadaşın düş ve kâbuslarla iç içe geçmiş öyküsünü anlatıyor.
2006 yılında iki film daha çekildi Kapadokya’da. Bunlardan ilki, Sami Güçlü’nün yönettiği, Tolga Savacı ile Yıldız Asyalı’nın başrollerde olduğu, ‘Aşkın Dansı-Sevgi Emektir’ (2006) isimli film. Ürgüp’de çekilen filmin bir de sürprizi var; doktor rolünü eski belediye başkanı Bekir Ödemiş oynuyor. İkincisi ise, çalışmalarıyla övgü toplayan yönetmen Derviş Zaim tarafından yapılan ve 17. yüzyılda geçen bir dönem filmi: ‘Cenneti Beklerken’. Bölgede, Kayseri ve Avanos’da çekilen filmin başlıca oyuncuları Melisa Sözen, Serhat Tutumluer ve Mehmet Ali Nuroğlu. Minyatür ustası Eflatun’un yaşadıklarının konu edildiği film, dijital efektleriyle ve görüntüsü özenli sahneleriyle de dikkat çekiyor.

Peri Tozu ister misiniz?
Genç yönetmen Ela Alyamaç’ın ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Peri Tozu’, 2007’de çekildi ve 04 Nisan 2008’de gösterime girdi. Filmde İpek Değer, Mehmet Ali Nuroğlu, Barış Yıldız, Serkan Acar ve Damla Özen rol alıyorlar. Tesadüfen tanışan Denizle Cem’in  “peri tozu” sayesinde aşkı bulmalarını ve geçmişleriyle barışmalarını işleyen film, sevginin yeryüzündeki tek güç olduğunu fısıldıyor bize.
Böyle giderse, peri tozu almak için Kapadokya’ya gelen sinemacıların çoğalacağı ve buraların film seti olmadık köşesi kalmayacağı gün gibi aşikar! Bu yazı burada şimdilik bitiyor ama daha sırada diziler, belgeseller ve reklam filmleri var. Önümüzdeki sayılarda bu konuları incelemeye devam edeceğiz.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2008 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 8853 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-23





















Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 3804389 ziyaretçi
Bugün : 390 ziyaretçi
Dün : 12754 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.55 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler mental aritmetik


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

Kare Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İzmir Cad. Moda Çarşı No: 21/10 Kızılay/Ankara | Tel: 0312.282 66 80 | cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım